Şiir-masal

Kara deliklere selam kelam olsun

16/10/2008 ·

Kara deliklere selam kelam olsun

(Yaşasın; F=m.a,  kahrolsun; E=m.c^2)

 

Söylenceye göre evren

13.500.000.000 yıl önce ortaya fırlamış

Saniyeye çevirirsek

13.500.000.000x365x24x60x60

yapıyor kabaca

Göya şimdi

Bu

13.500.000.000x365x24x60x60

dan hemen sonraki

1/100000

 .saniyede ortaya çıkan protonları seyredecekmişiz

(saniyenin yüzbinde biri, haaaa demeden çok yıllar önce)

 

Yürürken güldüm

Ayağım dolandı

Yavaşladım

Hani bu kadar zaman içinde yaşamın ne anlamı olacak ki

Bağıracaktım yanımdan geçenlere

koşturup duruyorlar

Sayılara vursak hepimizin koşturmalarının hızını

bir protona yetişemeyeceğiz, bize toz attırır.

 

Oysa kalbim sayıyor

saniyenin onmilyonuncu trilyonda birini

hemen hemen durmuş gibi

ayın parçalarından arta kalan ışıkların mevsiminde

kocaman kocaman atıyor

lap pat pat lap lap

of bu ne evren

bu ne galaksi

hepsini sanki yüreğim doğuruyor.

 

Büyük birleşmeyi gevşeteceklermiş bugün duydum

Güldüm

Komik

Bizi yok edebilirlermiş

Olmayan cihanda nasıl şarkı söyleyeceğimizi sormuyorlar

“Durdurun dünyayı inecek var” demişti Ferdi Tayfur

Hızlandırın parçacıkları

gerçekse dediğiniz

Ben de sıvazlayayım bir ucundan

 

Of kara delikler

neden karasınız

içimizdeki güneşi kıskanmayın

“sevdamızı alın yare götürün”

gücünüz yetiyorsa sevdamı o güvercinin kanatlarına bırakın

aşkolsun kara delikler size aşkolsun

beni ona kavuşturun.

Eylül 2008

 Levent Özbek

Yorum (yok) Yorum yaz!

Şiirin adı: Çingeneler de güneşi kaybedebilir ve yaralarını yala

4/9/2008 · Kategori: Siir

Şiirin adı: Çingeneler de güneşi kaybedebilir ve yaralarını yalayarak iyileştirebilirler

 

 

“…

-İşte geldi,

Anne, kara bir tren

-işte geldi

Anne

Kara bir sabah

-Çok fazla içtin

Bu, delik

-          alkol beynini yatıştırıyor değil mi?

-          -büyükanne beni gördüğüne sevinmedin mi

-          Büyükannen seni çok seviyor

-          Ama kendine ne yapıyorsun böyle

-           

 

-Kendime yalan söylediğimden beri

hiç kimseye inanmıyorum

 

-          kendinden utanmalısın

-          ne hale geldin böyle

…”

Çingeneler zamanı filminden bir kısa not

 

 

 

Sığınacak bir yer var biliyorum
Sımsıcak güneş gibi içime gireceğim
Karları eritip fırtınalarda kaybolacağım

 

Özledim gözlerimdeki güneşi
Yürümeyi yeni öğrenmiş çocuklar gibi koşturacağım
Göğsüme takıp usul usul uyuyacağım

Çıkarıp atmak isteyeceğim

Lehimleneceğim
İçimde heran yeniden yeniden doğacağım
Gecelerden arta kalan zamanlarda
İçimden çıkıp içime akacağım

Tazelenir zaman akarken ırmakta
Oysa girilmez demişti Heraklitos bir daha gülme mevsimine
Dalınca kıskanır Apollon dağına küser

 

Üstümü örtüyordum gece rüyamda
Alışık değilim girmeme rüyalara

Çoraplarımı da çıkarmışım
Hava da soğuyor gözlerim

Gözlerime değince terliyor

İçimde pınarlar doğuyor
Tüm denizlere ulaşan kollara karışıyor
Bu yürek yavaşça sönüyor


Rakı bardağının gölgesine avuçlarımı yerleştiriyorum
Yeşeriyor çağlıyorum
Karşılıyorum alınamamış nefesleri

Kelimeleri sözcüklerinden yırtıp alıyorum


Levent Özbek

Eylül 2008

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Yarasını yalayarak iyileştirebilenlere

3/9/2008 ·

Yarasını yalayarak iyileştirebilenlere

 

Gündüzler zor geçerse

Elinle tut saçlarını

Koparsa telinin ucu

Bak güneşe

Nasılda yanıyor

 

Sarmaşıkların saçlarını kıskandığı zamana inat

Geçer gider rüzgarlar

İçine uğramadan

Nilüferler açar farkına varmadan

Karanfiller kıskanarak ağlar

 

İç çekip gözlerine

Irmakları taşısan

Tüm denizler susuz kalacak

Hangi taşı kaldırsan

Çağlayanlar taşacak

 

Evrenin hergün yeniden doğup dirildiği saatlerde

Nergislerin sudan gözlerini çıkarıp güneşe güldüğü anlarda

Nefesini tutan bir kurbağa gibi dallarda koştursam

Derinlerde kaybolup yaralarımı yalasam

 

eylül 2008

Yorum (yok) Yorum yaz!

Süpürge

3/9/2008 ·

Süpürge

 

Gelincik tarlasını süpüren güneş

Topladığın gülücükleri bana getir

Kimseler duymadan güldür içimde açmayan karanfilleri

Sakince gir yüreğimin sahipsiz kıyılarına

Orada bırak gülüşleri

 

Ben sevsem de geri gelmez göçmen kuşlar

Sakince kendince akar ırmaklar

Ihlamurlar çiçek açar

Yüreğimde büyür acılar

 

Rüzgar değmeyince yelkenliye

Sevinçler tazelenmez

Farklı eser kuzeyden rüzgarlar

Adamın yüzüne değmez

 

Hayatın neresinden tutarsan

elinde kalan bir avuç yalnızlık kokusu

Kendine gidebileceğin hangi yol varsa

hepsi kocaman bir yürek

 

Karanfillerin güvercinlerin kanatlarında bıraktığı umuda inat

kokar tüm yollar

Çiçekleri kökünden sarsan

inadına güler gözlerindeki kahve yaprağı

 

Tüm yerlerini savursan

dışarıya kimsesiz kuşlar gibi kalır yabancılığın güneşe

Tutamam

gündüzler gecelerden uzun kalır hayata

 

Haziran 2008

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yarasını yalayarak iyileştirebilenlere

3/9/2008 ·

Yarasını yalayarak iyileştirebilenlere

 

Gündüzler zor geçerse

Elinle tut saçlarını

Koparsa telinin ucu

Bak güneşe

Nasılda yanıyor

 

Sarmaşıkların saçlarını kıskandığı zamana inat

Geçer gider rüzgarlar

İçine uğramadan

Nilüferler açar farkına varmadan

Karanfiller kıskanarak ağlar

 

İç çekip gözlerine

Irmakları taşısan

Tüm denizler susuz kalacak

Hangi taşı kaldırsan

Çağlayanlar taşacak

 

Evrenin hergün yeniden doğup dirildiği saatlerde

Nergislerin sudan gözlerini çıkarıp güneşe güldüğü anlarda

Nefesini tutan bir kurbağa gibi dallarda koştursam

Derinlerde kaybolup yaralarımı yalasam

 

eylül 2008

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::